09/05/2017 - 05:16

Sadece İlahi Dinledim

Hürriyet'ten Savaş Özbey Martha Wash ile röportaj yaptı.

1983: It’s Raining Men... 1991: Every Body Dance Now... Ama bunlar sadece buzdağının görünen/bilinen kısmı. Kilosu yüzünden kendisi saklanıp, sesinin volümü açılan Martha Wash; ‘Strike It Up’, ‘Fantasy’ gibi son 35 yıla damgasını vurmuş başka birçok hit şarkının da sesi, ta kendisiydi.

Şimdi göbeğimden belli olmuyor ama gençken bana dans pistlerinde döktürdüğünüz terin, yaktırdığınız kalorinin haddi hesabı yok...

(Şirin mi şirin bir siyahi kahkahası) Bugüne kadar çok takdir edildim ama bunu ilk kez duyuyorum. Demek dans ederek fit kalıyordun?

Ben sizden “Hâlâ fitsin” beklerdim!

- Tabii tabii ben de öyle. Fitiz.

Türkiye’de birtakım terörist saldırılar yaşadık. Ve birçok sanatçı buraya gelmekten vazgeçti. Sizi burada görmek ne güzel.

- “Belki de gitmemelisin” lafı, insanları başka gelenekleri, başka kültürleri deneyimlemekten alıkoyuyor. Bugüne kadar gitmek isteyip de gitmediğim hiçbir yer olmadı. Türkiye’yi severim ben. Bu benim ilk gelişim değil ki. İlki 90’ların ortasındaydı. İkincisi 2000’lerin başı. Kulüpte çıkmıştım. Türkiye’nin Asya ve Avrupa’ya uzanan coğrafyası, bana başka hiçbir ülkede duymadığım bir heyecan yaşatıyor. İnsanlar sıcak, saygılı ve bize hep iyi davrandılar.

2000’lerden beri çok değişti. Şehri gezmeye vaktiniz oldu mu? 

- Hayır. Bir tek köprüden geçebildim. Stüdyodan stüdyoya koşturuyorlar beni. Umarım bir dahaki sefere daha fazla boş vaktim olur.

15 yaşıma kadar sadece ilahi dinledim

SERHAT’IN ŞARKISINI ÇOK SEVDİM YENİDEN YORUMLAMAYA KARAR VERDİK

Serhat’la nasıl tanıştınız?

- Menajerimle uluslararası projeler yapmaya karar verdik. Bir gün bana bir video getirdi. Serhat’ın (Hacıpaşalıoğlu) Eurovision videosu... Sevdim. Birlikte yeniden yorumlamaya karar verdik. Ve buradayım!  

Çocukken sadece ilahi dinleyebildiğiniz bir evde büyümüşsünüz. İlahinin hayatınızda ve müziğinizdeki yeri ne?

- Benim müziğimin temelini oluşturdu.

Kaç yaşınıza kadar başka hiçbir müzik türünü dinleyemediniz? 

- 14-15’ime kadar duyduğum tek müzik ilahiydi. Ortaokula kadar diyelim. Sonra hayatıma R&B, rock gibi türler girdi.

Sonra disko, house ve dini müziğin bir füzyonu oldunuz. Müziğinizi siz nasıl tanımlıyorsunuz?

-  Özel bir tanımlamam yok çünkü müziğin her türünü seviyorum. İnsanlar beni yıllardır dans ve disko müziğiyle tanıyor ama eğer bundan fazlasıysan bu, sanatçı için aslında bir haksızlık. Plak şirketleri de seni buna zorluyor. Eğer para akıyorsa, gidişatı bozmamak, olduğun yerde kalmanı ve para kazandırmaya devam etmeni istiyorlar.

Bu da sanatçıyı başka formları denemekten alıkoyuyor... 

- Aynen. Ben de en sonunda yeni şeyler yapabilmek için kendi şirketimi kurdum.

Var mı yeni proje?

- Kanadalı bir sanatçıyla özel bir çalışma yaptık. Farklı bir form oldu. Yakında dinlersiniz. Umarım beğenirsiniz.

90’ların en popüler ama bilinmeyen şarkıcısısınız. Kilo problemi yüzünden sesinizi kullanıyorlar ama görüntünüze yer vermek istemiyorlardı. Nasıl hissettiriyor?�

- Buna kafa yormayalı artık o kadar uzun zaman olmuş ki... Yaşlandım. Olgunlaştım. Ve işimi yapmaya devam ediyorum. Plak şirketleri de çok değişti. Artık bağımsız şirketler ve sanatçılar var.

IT’S RAINING MEN’İ KİMSE SEVMEZ SANDIK

Benzer ayrımcılıklara maruz kalan genç sanatçılara ne söylemek istersiniz?

- İnsanların size söyleyebileceklerine önceden hazır olun ki cesaretinizi kıramasınlar. Olmak istediğiniz yerde olmak biraz vakit alabilir ama kimsenin size bu işi yapamayacağınızı söylemesine izin vermeyin.

Ve sonraaaa.... Bam! ‘It’s Raining Men’ şarkısıyla 6 milyon satış. Ama Cher, Barbra Streisand hatta siz bile şarkıyı söylemek istememişsiniz. Neden?

-  Evet. Kimse şarkıyı söylemek istemedi. Çünkü kimse sevmez diye düşündük. Çok saçma, çok deliceydi. Kimse böyle bir şarkıyı kabullenmez sandık. O sırada benim bir partnerim vardı, biz iki şarkıcıydık.

The Weather Girls.

- Aynen. Stüdyoya girdik, şarkıyı o kadar önemsemiyorduk ki 90 dakikada kaydedip çıktık.

Ama şarkı size ‘Pistlerin Kraliçesi’ unvanını getirdi. Peki bu nasıl hissettiriyor?�

(Yine aynı kahkaha, bu sefer galiba sıkacağım yanaklarını) Eh, fena değil tabii...

TRUMP’LA DÖRT YIL MÜCADELE

Sıkı bir insan hakları aktivistisiniz.

- Kampanyalarda çalıştım. Çünkü insanlara saygısız ve adaletsiz davranılmasına dayanamıyorum. Geldiğin yer, sosyal statün, ekonomik durumun ne olursa olsun.  Bazen yukarıdasındır, bazen aşağıda. Ve bunun ne zaman, nasıl başımıza geleceğini asla bilemeyiz. Bir gün şartlar öyle değişir ki kendini üstte zannederken bir bakarsın altta kalmışsın...

Belki de bu yüzden bir gay ikonusunuz.

- (Yok yok, sıkmakla olmaz, ısırmak lazım o yanakları kahkaha atarken) Evet, uzun zamandır öyle... Çok da yol aldık ABD’de. Ama şimdiki başkanla işler giderek zorlaşıyor.

Trump döneminde insan haklarının geriye gidebileceğinden endişe ediyor musunuz? 

- Umarım öyle olmaz. Geriye değil, ileri gitmek gerek. Bununla baş etmek için önümüzde dört uzun yıl var. Mücadeleye devam. Anayasanın söylediği gibi: Herkese eşitlik ve adalet! Ama “Sen hariç”, “Şu, bu ve o hariç” demeye başlarsan o iş olmaz. “Herkese” dediğin zaman bu, istisnasız herkese demektir. 

15 yaşıma kadar sadece ilahi dinledim

AVRUPALILAR ŞARKIYI ANLAMADI GALİBA...

SERHAT HACIPAŞALIOĞLU

Yurtdışında iki yıldır büyük bir ivme yakaladık. ‘Je m’Adore’ şarkısıyla San Marino’yu Eurovision’da temsil ettim ve sonra şarkı Almanya ve İngiltere gibi ülkelerin dans listelerinde bir numaraya yükseldi. Martha ABD’nin en kült dans şarkıcılarından biri. Eurovision normalde ABD’de yayımlanmıyor ama bu yıl bir kanalda verildi. Menajeri de kaydı görmüş.

Öyle bir yorum geldi ki şaşırdım: “Avrupalılar bu şarkıyı anlamadı galiba, yarışmada mutlaka birinci olmalıydı, biz bunu ABD’de yapmak istiyoruz...”  Aranjmanı yeniden yapıldı, klibi çekilecek ve düet 
bir aya kadar dünya pazarında olacak.

DİĞER RÖPORTAJLAR